Meditasyon sırasında, sekiz ışıltılı, insan olmayan varlıkla çevrili ahşap bir masada oturduğumu gördüm. İsimlerini ya da kimliklerini bilmiyordum; yine de onları gördüğüm anda derin bir aidiyet ve tanıdıklık hissi içimi kapladı. Sanki ilk kez karşılaşmıyordum. Birbirimize hiçbir şey söylememize gerek yoktu. O an, uzun yıllardır görmediğim kardeşlerimle yeniden aynı masada buluşmuşum gibi hissettim.
Bir Aidiyet Masası
Çoğumuz hayatı ayrı hissederek yürüyoruz. İnsanlarla dolu bir odada bile, içimizde taşıdığımızı gerçekten kimsenin anlayıp anlamadığını merak etmek kolaydır.
Daha Büyük Bir Ailenin Üyeleri
Anladığım şey şu ki, biz izole gezginler değiliz, ışığın daha büyük bir ailesinin üyeleriyiz. O bağlantı farklı şekillerde ortaya çıkar: vizyonlar yoluyla, rüyalar yoluyla, paylaşılan bir yemek yoluyla, ya da sadece bilen birinden gelen tek bir anlayışlı bakış yoluyla.
Masaya Dönüş
Kopuk hisseden herkes için pratik basittir: sizin için ayrılmış bir sandalyesi olan bir masa hayal edin ve sessizce doğrulayın, dönüyorum. Ait oluyorum. Bu, her zaman orada olan, hatırlanmayı bekleyen bir aidiyete erişmenin bir yoludur.
Aidiyet bulunmaz. Hatırlanır.